WOYZECK (1999-2000)

“Woyzeck” batı tiyatro tarihinde çığır açan bir oyundur. Birçok ilki içinde barındırmaktadır. Öncelikle Aristotales’in komediyi trajediden ayıran katı formlarını kırmıştır. O zamana kadar alt sınıftakiler komedilerde gülünç şekilde ele alınırken artık trajedilerde yer almaya başlamıştır. Oyunun ana karakteri emekçi işçi sınıfını temsil eden ilk trajik karakterdir.

Woyzeck oyununu tek bir akımın içine koymak mümkün değildir. Birçok akımın izlerini taşımaktadır. Bu yönüyle avangard bir akım olduğu düşünülmektedir. İlk olarak dışavurumculuk yönü ile kendini göstermektedir. Acı çeken insanın umutsuz çığlığını yansıtması, kapitalist-burjuva iş hayatına tepki göstermesi, bireye toplum bilincini vurgulaması gibi yönleriyle oyun yıllarca Alman dışavurumculuğuyla aynı çağrışımı yapmıştır. Toplumsal bilinci taşıyan gerçekçi yönleriyle dramın içeriğini değiştirmiş ve ilk gerçekçi-modern oyun kabul edilmiştir. İmtiyazlı sınıfların klasik ölçülerine, soyut ahlak sorunlarına, kapitalist toplum düzeninin çelişkilerine olan eleştirileri oyunu romantizme yaklaştırmaktadır. Karl Marx’tan önce diyalektik materyalizmi işleyip kapitalist ortamdaki emekçi sınıfın durumunu göstermiştir. Varoluşçu umutsuzluğun katı portresini yansıtmasıyla S. Beckett’nin “Godot’u Beklerken” iyle paralel gösterilmiştir.

Oyunda absürt tiyatrodan önce bilinçsizlik, endişe, korku tiyatral olarak işlenmiştir. Woyzeck karakteri paranoik şizofreniyi tam olarak tasvir eden bir ilktir. Yansıttığı tıbbi durum suça davranışların çözümünün yalnız sosyolojide değil, psikoloji ve psikiyatride de aranması gerektiğini kabul ettirmiştir. Katilim sorumluluğunu azaltacak etkileri gösterirken özgür irade ve determinizm konularını gündeme getirmiştir.

Tüm bu yönleriyle Brecht’i etkilemiştir. Yazar “Baal” oyununu yazarken Woyzeck’ten etkilenmiştir.

Hayvan imajı Woyzeck’in kendisini çevreliyor ve onun iç hareketlerinde gözleniyor, onu bunaltan, insanlıktan çıkaran ve eziyet karakterlerde gözleniyor. Hayvan benzetmeleri Büchner’in insansızlaşma ve değersizlik kavramlarını gösteriyor.

Oyundaki gerçekçi masal yıkılan bir çocuğu anlatıyor. Woyzeck o çocuk gibidir. Annesi ölmüştür. Doktor ve yüzbaşı onu bir böcek gibi göstermektedirler. Woyzeck düşünmeye çalıştıkça onu insanlığından uzaklaştırmaya çalışırlar. Ona çabalamak ve plan kurmak yerine acıyı kabullenip sabretmesi gerektiğini söylüyorlar. Bunlar Woyzeck’in akılcılığını öldürüyor. Kendini güvende hissetmeyen ve özenti içinde olan Marie de onu aldatarak onun duygusal yönünü yok ediyor. B. Çavuş’u onu güreşte yenerek fizikselliğin gücünü kanıtlamaya çalışıyor. Andres iyi bir dost, konuşmaları doğru soruları ve cevapları içeriyor. Woyzeck sonunda pes ediyor ve düşünmeyi bırakıyor, halüsilasyonlarına yenik düşüyor. İnsanlığı elinden sistemli olarak alınıyor ve zavallı bir mahluk haline getiriliyor.