Veba Yönetimi (2005-2006)

1913 yılında Cezayir de doğan nobel ödüllü yazar Camus’nün eserlerine yansıyan temel noktalar; hastalığı verem, yaşadığı dönemin siyasal yapısı ve dünya savaşları ile yıpranan, kaybolan insanlardır. Ancak Camus kötülükler ve ölüm karşısında insanı kayıtsızlıktan kurtaran deniz, güneş, sanat ve sevgi kavramlarını da unutmaz. Onun için sanat aynı zamanda hayatsal sorunları da irdeleme aracıdır.

”Veba” ve ”Sıkıyönetim” Camus’nün kendi düşünce yapısıyla, o dönemin toplumsal, siyasal sorunlarını farklı bakış açılarını ve imgelerle tamamladığı eserleridir.” Veba ” romanında veba hastalığı modern ve yaşanılası bir kent olan Oran’a ölümü getirmiştir. Oranlılar yaşamın mutluluğunu bilmemektedir ve veba onlara ölümün mutsuzluğunu gösterecektir. Veba ile bu savaşta romanda varoluşçuluğun olumlu başkaldırı noktasında da bir temsilcisi olan Dr. Rieux karakteri ön sıradadır. Veba toplumca paylaşılması gereken bir başkaldırı dayanışmasını ele alır.

”Sıkıyönetim” oyununda ise şehri ele geçiren etten kemikten bir insan kılığına bürünmüş Veba’ya karşı Kadiz şehrinin durumu söz konusudur. Veba buraya düzeni sistemi değiştirmek için gelmiştir. Çünkü önceki sistem adaletsizdir. Fakat veba ile birlikte gelen düzen, eski sistemin katılaşması olmuştur.

Bu sene sergilenen oyun; Camus’nün bu iki eserinin ortak yorumlanmasıyla oluşan ”Veba Yönetimi” oyunudur.

Camus’nün da felsefesinde olduğu gibi insan, hakkında hiçbir şey bilmediği bir suç nedeniyle zalimce ölüme mahkum olmuş bir suçludur. Bu noktada her ne olursa olsun Veba, insanın dünya üzerindeki durumunun bir simgesidir.

Günümüzde gelişen teknolojinin ve ilerleyişin önüne geçmek mümkün değildir. Yapılan her yenilik insan hayatını daha da kolaylaştırdığı gibi diğer yandan bu ilerleyiş her geçen zaman da bireyi biraz daha yalnızlaştırarak, çevresine yabancılaştırmaktadır. İnsanoğlu hala savaşıyor, hala özgürlüğünü arıyor ve hala kayıp. Kısır döngünün yarattığı iletişimsizlik, umutsuzluk, insanın yaratma dürtüsünü de yok ediyor. İnsan yaratsa bile olumlu yapıcı yönde olmuyor, yarattığı silahlarla kendini öldürüyor, günü tüketen insan geleceğini de tasarlayamıyor. Değişen çağın geliştirdiği insan ancak çabası ve yaşama arzusu ile varolabilecektir.

” İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm” A.Camus