SON TEL (2002 – 2003)

21. yy insanı para, şöhret, otorite peşinde koşarken zamanın mekanikleştirdiği duygulara kapılıyor. Kalıplaşan sistemde kimliksizleşiyor, yalnızlaşıyor. Zamanla ve doğayla ömrünü geçirmeye çalışırken kendini bir anlamsızlık oyununun peşinde buluyor. Sonunda yine konuşarak savaşarak öldürerek farkındalık, anlamlılık, matematik düşünce gibi birtakım soylu kavramların mucizesine adıyor kendini ve o sihirli içeceğini bulacağına inanıyor. Solucanların görkemli dönüşüm anını bekliyor. Solucanlar değişiyor ama dönüşmüyor. Gerçek bu noktada sınırını yitiriyor; karmaşa kaplıyor her yanı. İyiyle kötünün sınırı çizilemiyor. Çölde açlıktan ölmek üzere olan bir insanın, öldürdüğü arkadaşının açıklamasını yapamıyor kimse. İşte Son Tel bu noktada başlıyor. Her gece aynı ayı izleyen insanoğlu, bu ayın ışığı altında mahkemeye çıkarak kendi adaletini arıyor. Son Tel değişim istemiyor, dönüşüm istiyor ve bu dönüşüme kendisini bir eşeğin son telini sorgulamakla başlıyor. Nereye ve hangi zamana ait olduğu bilinmeyen bir eşeğin son teli…

Perspektifi geniş karakterleri ve çocuk oyununa benzeyen anlatım tarzıyla Son Tel seyirciyi ön yargısız, savunmasız ama en önemlisi özgür birer çocuk yapıyor. Seyircisini uykuya daldıran bu çocuk masalı, zamanla onun için bir kabusa dönüşüyor.

Bizler İktisat Oyuncuları olarak her parçası bize ait bu oyunu sahnelemenin büyük heyecanını yaşadık…