LINDBERGHLER’İN UÇUŞU (2008-2009)

Epik Tiyatro kuramını ortaya koyan ve dünya edebiyatında tartışılmaz bir öneme sahip olan Alman yazar Bertolt Brecht, edebiyatla ve tiyatroyla ilgili çalışmalarına başladığı ilk dönemde, birçok yazardan ve özellikle dışavurumculuk akımından etkilenmiştir.

Tiyatronun toplumu sorgulatma amacının olduğuna inanan ve Aristotelesçi dramın yeterli olmadığını düşünen Brecht, 58 yıllık yaşamı boyunca Epik tiyatro çerçevesinde kaleme aldığı oyunlarında, seyiriciyi diyalektik kavramıyla karşı karşıya getirir. Georg Büchner tarafından tohumları atılan Erwin Piscator tarafından geliştirilen ve Brecht’in diyalektik materyalizm eksenine oturtmasıyla son halini alan Epik tiyatro, Antik Yunan’dan beri süregelen Aristotelesçi tiyatro anlayışını yıkmış yerine eleştirel bakabilen ve dünyayı sorgulayan güncel bir tiyatro anlayışını getirmiştir.

Lindberghler’in Uçuşu, Brecht’in 2. evresi dediğimiz, Marksist görüşleriyle şekillenen öğretici oyunlarındandır. Oyunda, insanoğlunun ilk çağda ateşi bulmasına kadar uzanan doğayı kavrama, ilkelliğe karşı koyma, yenilikleri keşfetme ve evrenin sınırlarını bilim ve teknolojiyle aşma azmi Charles Lindbergh’in gerçek hikayesiyle anlatılmaktadır. Gelişen dünyanın ve değişen insanın serüvenini anlatmaya çalışan Brecht, hikayenin Atlas okyanusunu geçmekle bitmeyeceğini görmüştür. İnsanlık için tek hedefin ve değişmeyen tek gerçeğin “YARIN” olduğunu belirtmiştir.