GİŞE (2002 – 2003)

Jean Tardieu, 17 yaşındayken aynaya baktığı bir gün kendisi ile görüntüsü arasında tutarsızlık olduğu fikrine kapılıp ikilem yaşamıştır ve düştüğü bunalımla yaşadığımızı, bildiğimizi ve gördüğümüzü sandığımız bir dünyanın ötesinde bir de bilmediğimiz, görmediğimiz bir dünya olduğu sonucuna varmıştır.

Ona göre dünyanın başlangıcında kaos vardır. Oyunlarının genelinde; kendisine korku veren bildiğimiz dünya içinde varoluşunu arayan sıkışmış insanın durumunu ve yine insanın bilmediğimiz güçler karşısında savunma için kişilikler, biçimler, görüntüler yaratmaya zorlandığını ve görünmeyen dünyanın her zaman ölümle egemen olacağını işlemiştir. Tardieu’ya göre insan hep geçmişte yaşar. Geçmişin verdiği korku ile geleceğin boşluğu, bilinmezliği arasında insan yalnız ve çaresizdir. Tardieu’nun işediği bu konulara ve düşüncelerine göz attığımızda bunların evrensel konular olduğunu ve varolduğumuz sürece güncelliğini koruyacağını görebilmekteyiz.

Gişe’de bireyin farkında olmadığı bir kısır döngü içinde dönüp durması, sıkıştığı sistem içerisinde kimliksizleşmesi ve bunun yarattığı sıkıntı içerisinde varolmasını sorgulamasına değinir. Bu konu içerisinde bireyin kendisiyle ilgili adını, yaşını bilmemesine rağmen kendisine dayatılan bir kategori numarasını bilmesi gibi çeşitli noktalar bulunur. Yine birey oyunda, Tardieu’nun sürekli üzerinde durduğu gibi, geçmişi ve geleceği olmayan bir kuklaya benzetilir. Sonuçta insan ölüm gerçeğiyle baş başa kalır.